work out - Türkisch Englisch Wörterbuch

work out

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "work out" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 43 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
work out v. işe yaramak
If it were to allocate 20 minutes more speaking time than before, this would work out exactly.
Eğer eskisinden 20 dakika daha fazla konuşma süresi ayrılacak olsaydı, bu tam olarak işe yarayacaktı.

More Sentences
General
work out v. hazırlamak (bir plan vb'ni)
Work out a plan and budget for gathering the necessary information.
Gerekli bilgileri toplamak için bir plan ve bütçe hazırlayın.

More Sentences
work out v. başarılı olmak
I do not think their plan will work out.
Onların planının başarılı olacağını sanmıyorum.

More Sentences
work out v. halletmek
We're divorced and there's some scheduling stuff we should work out first.
Boşandık ve önce halletmemiz gereken bazı planlama işleri var.

More Sentences
work out v. vücut egzersizi yapmak
Tom works out regularly.
Tom düzenli vücut egzersizi yapar.

More Sentences
work out v. çözmek (problemi/sorunu)
So we still have not worked out the rules of engagement.
Yani hala anlaşmanın kurallarını çözemedik.

More Sentences
work out v. antrenman yapmak
I'm looking for a place to work out.
Antrenman yapmak için bir yer arıyorum.

More Sentences
work out v. sonuçlanmak
So how will that work out in practice?
Peki bu pratikte nasıl sonuçlanacak?

More Sentences
work out v. tasarlamak
It didn't work out quite like I intended it to.
Pek öyle tasarladığım gibi olmadı.

More Sentences
work out v. hesaplamak
If I had the time, I could work out what emissions trading might mean in the future for Latin America.
Zamanım olsaydı, emisyon ticaretinin gelecekte Latin Amerika için ne anlama gelebileceğini hesaplayabilirdim.

More Sentences
work out v. idman yapmak
You've been working out, haven't you?
İdman yapıyorsunuz, değil mi?

More Sentences
work out v. yoluna girmek
Things began to work out for Tom.
Tom adına işler yoluna girmeye başladı.

More Sentences
work out v. başarılı olmak veya iyi bir şekilde sonuçlanmak (plan/proje vb)
work out v. yerinden çıkmak (makine parçası)
work out v. düzenlemek (bir plan vb'ni)
work out v. gelişmek
work out v. anlamaya çalışmak
work out v. karar vermek
work out v. hesap etmek
work out v. çözmek
work out v. çözümlemek
work out v. çözüm üretmek
work out v. (makine parçası) yerinden çıkmak
work out v. istenildiği gibi olmak
work out v. (maden ocağı) işletmek
work out v. vücut çalışmak
work out v. spor yapmak
work out v. vücut geliştirmek
work out v. vücut geliştirme yapmak
Phrasals
work out v. emekle başarmak
work out v. silmek
work out v. temizlemek
work out v. kazımak
work out v. ücretle çalışmak
work out v. (tazminat veya borcu) para yerine çalışarak ödemek
work out v. belirli bir sonuca ulaşmak
work out v. belirli bir sonuç elde etmek
work out v. başarılı olduğunu kanıtlamak
work out v. etkili olduğunu kanıtlamak
work out v. yeterli olduğunu kanıtlamak
work out v. yatıştırmak
work out v. sakinleştirmek
Trade/Economic
work out v. hesap etmek

Bedeutungen, die der Begriff "work out" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 136 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
person out of work n. işsiz
work something out of v. bir şeyi bir yerden çıkarmak
be unable to work something out v. içinden çıkamamak
work out the kinks v. bir plan veya sistemdeki ufak tefek pürüzleri düzeltmek
work out at to v. gelmek (belirli bir miktara)
be unable to work (something) out v. işin içinden çıkamamak
be unable to work out v. içinden çıkamamak
work out at v. gelmek (belirli bir miktara)
be out of work v. işsiz olmak
work something out v. bir şeyi bir yerden çıkarmak
throw someone out of work v. birinin işsiz kalmasına sebep olmak
put somebody out of work v. avare etmek
work out at v. denk gelmek
work something out v. hesaplamak
carry out a work or a study v. çalışmada bulunmak
carry out a work or a study v. çalışma yürütmek
work out the cost v. maliyet çıkarmak
work out the cost v. maliyeti çıkarmak
work out the meaning of something v. mana çıkarmak
fall out of work v. işsiz kalmak
work out the bugs v. herhangi bir sürece ya da ürüne etki eden ufak problemleri çözmek
work out of somewhere v. bir yeri merkez alarak çalışmak
try to work a few things out v. birkaç şeyi halletmeye çalışmak
work out the problem v. problemi halletmek
out of work adj. işsiz
out of work adj. boşta
out of work adj. bozuk
out-of-work adj. işsiz
well-work-out adj. işe yaramış
out of work adj. görevsiz
out of work adj. aylak
out of work adj. avare
Phrasals
work (something) out of (something else) v. gayret edip (bir şeyi bir şeyden) gidermek
work out of v. '-den uğraşıp çıkarmak
work out of v. uğraşarak/üzerinde çalışarak yok etmek
work out of v. -den çıkarmak
work (something) out of (something else) v. (bir şeydeki bir şeyi) uğraşarak/üzerinde çalışarak yok etmek
work (something) out of (something else) v. uğraşıp (bir şeyi bir şeyden) ayıklamak
work out of v. '-den gidermek
work out of v. '-den ayıklamak
work (something) out of (something else) v. (bir şeyi bir şeyden) uğraşıp çıkarmak
Phrases
out of work adj. işsiz
out of work adj. işsiz güçsüz
Colloquial
work it out v. halletmek
work it out v. üzerinde çalışmak
try to work a few things out v. birkaç şeyi çözmeye çalışmak
work your guts out v. canını dişine takarak çalışmak
work your guts out v. çok çalışmak
work your guts out v. eşek gibi çalışmak
work your guts out v. canı çıkana kadar çalışmak
work your guts out v. hayvan gibi çalışmak
work your guts out v. canla başla çalışmak
Idioms
lazy and out of work n. boş gezenin boş kalfası
work one's guts out v. hayvan gibi çalışmak
work one's guts out v. eşek gibi çalışmak
work one's guts out v. çok çalışmak
go out to work v. çalışma hayatına başlamak
go out to work v. işe başlamak
work out for one's own salvation v. kendini kurtarmak
have one's work cut out v. yapacak zor bir işi olmak
have one's work cut out v. zor bir görevi olmak
work one's guts out v. canını dişine takarak çalışmak
work one's guts out v. canla başla çalışmak
work itself out v. sorun/problem) kendiliğinden/kendi kendine çözüme ulaşmak
work itself out v. sorun/problem) kendiliğinden/kendi kendine çözülmek
work out all right v. yolunda gitmek
work things out v. sorunları hallederek yoluna koymak
work things out v. problemleri çözerek durumu düzeltmek
work someone out v. birini çözmek
work flat out v. canla başla çalışmak
work (one's) soul case out v. ayakta duramayıncaya kadar iş yapmak
work (one's) soul case out v. canı çıkıncaya kadar çalışmak
work the soul case out of v. (birini) strese sokmak
work (one's) soul case out v. bedenen yoruluncaya kadar çalışmak
have your work cut out (to do something/doing something) v. (bir şeyi yapmak) zor olmak
have one's work cut out for (one) v. yapacak zor bir işi olmak
have one's work cut out for (one) v. zor bir görevi olmak
have one's work cut out for (one) v. önünde zor bir iş/görev olmak
have one's work cut out for (one) v. zor bir iş/görev (birini) beklemek
have your work cut out (to do something/doing something) v. (bir şeyi yapmak konusunda) işi zor olmak
have one's work cut out for one v. birinin işi/görevi zor olmak
have one's work cut out for one v. birinin önünde yapması gereken birçok iş olmak
have one's work cut out for one v. birinin işi başından aşkın olmak
have your work cut out (to do something/doing something) v. baş etmesi zor bir işi olmak
have your work cut out v. baş etmesi zor bir işi olmak
have your work cut out for you v. işi başından aşkın olmak
have your work cut out (to do something/doing something) v. işi başından aşkın olmak
have your work cut out v. işi zor olmak
have your work cut out (to do something/doing something) v. (bir şey yapmak konusunda) işi zor olmak
have your work cut out for you v. işi zor olmak
have work cut out for v. işi başından aşkın olmak
have work cut out for v. önünde yapması gereken birçok iş olmak
have your work cut out for you v. baş etmesi zor bir işi olmak
have your work cut out v. işi başından aşkın olmak
have work cut out for v. işi zor olmak
work out for the best v. sonuçta her şey güzel olmak
work out for the best v. her şey iyi sonuçlanmak
work out for the best v. iyi şekilde sonuçlanmak
work out for the best v. her şey yoluna girmek
work out for the best v. her şey düzelmek
work out for the best v. sonucu iyi olmak
work out for the best v. hayırlısı olmak
things work themselves out expr. her şey kendi kendine düzelir
things work themselves out expr. işler kendiliğinden yoluna girer
one's work is cut out for one expr. yapılması gerekenler belli
one's work is cut out for one expr. birinin önünde yapması gereken birçok iş var
one's work is cut out for one expr. birinin işi başından aşkın
Speaking
things will work out for the best expr. her şey düzelecek
everything will work out all right expr. her şey yoluna girecek
things will work out for the best expr. her şey yoluna girecek
everything will work out for the best expr. her şey yoluna girecek
everything will work out for the best expr. her şey düzelecek
things will work out all right expr. her şey yoluna girecek
things will work out expr. her şey düzelecek
everything will work out expr. her şey düzelecek
everything will work out all right expr. her şey düzelecek
everything will work out expr. her şey yoluna girecek
things will work out expr. her şey yoluna girecek
things will work out all right expr. her şey düzelecek
we can work this out expr. bunu halledebiliriz
in the event that things don't work out expr. işlerin aksaması durumunda
in the event that things don't work out expr. işlerin yolunda gitmemesi durumunda
I'm sure we can work this out expr. eminim bunu halledebiliriz
you'll have your work cut out for you expr. umudu kessen iyi olur
you'll have your work cut out for you expr. ümidi kessen iyi olur
you'll have your work cut out for you expr. işin zor
we could work something out expr. bir yol bulabiliriz
we could work something out expr. bir çıkış yolu bulabiliriz
things didn't work out expr. bir şeyler yürümedi
I got out of work late expr. işten geç çıktım
Trade/Economic
work out compound interest n. faize faiz yürütülmesi
out cycle work n. dış iş devrimi
out cycle work n. dış iş hacmi
out of work adj. işsiz
work-out adj. kesin ihaleler ve teklifler içermeyen
Sport
coaches out of work n. boştaki teknik direktörler